Doğruyu Söylemenin Vebali
Modern dünyada "yumuşatılmış" gerçekler arasında boğuluyoruz. Peki, doğrudan ve cesurca konuşmanın bedeli nedir?
Okumaya Başla
"Geceye kederini ilikliyor ve herkesten habersiz ağlıyorsa bir kadın; abartmıyorum, bunun adı kıyamettir."
Geleneksel Bakış • Cesur Kelam
44 yıllık bir serüvenin özeti; Edirne'nin ayazında demlenen, Çanakkale'nin rüzgarıyla şekillenen fikirlerin kağıda dökülmüş halidir. Samim İğde, geçmişin kadim değerlerini modern dünyanın karmaşasına feda etmeyen, aksine o değerleri bir pusula gibi kullanan bir kalemdir.
Yaman ve Demir'in babası olarak geleceğe sadece dijital değil, ruhu olan eserler bırakmayı gaye edinmiştir. Cesur fikirlerini yumuşatmadan, olduğu gibi ve en samimi haliyle okurlarına ulaştıran bir düşünce yolcusudur.
Kütüphanedeki İzler
İnsanın iç dünyasındaki zenginliği ve dış dünyadaki yoksulluğu dizelerle sorgulayan bir başyapıt.
Hayatın ve ölümün, kavuşmanın ve ayrılığın arasındaki o ince çizgide duran duaların kitabı.
Toplumsal sorumluluklarımız ve sustuğumuz gerçekler üzerine sarsıcı bir deneme eseri.
Edirne’nin ayazında bir sabah,
Toprağın kokusu çeker seni kendine.
Geçmişin izi, geleceğin umuduyla,
Dizilir mısralar bir bir önüne.
Ne saklarız sözü, ne bükeriz boynu,
Doğruyu söylemek, en kutlu oyun...
Samim İğde’nin şiiri, klasik Türk edebiyatının ağırlığını, Anadolu’nun samimiyetiyle birleştirir. Her dize, yaşanmış bir acının veya umudun mührüdür.
Balkanlar'dan Orta Doğu'ya tarihin pusulasıyla bir analiz.
Edebi sohbetler ve mısraların ardındaki saklı anlamlar.
Modern dünyada "yumuşatılmış" gerçekler arasında boğuluyoruz. Peki, doğrudan ve cesurca konuşmanın bedeli nedir?
Okumaya BaşlaŞehrin gürültüsünden köyün sessizliğine kaçış değil, özümüze dönüş hikayesi. Toprağın bize anlattıkları...
Okumaya Başla